Kendimize Yalan Mı Söylüyoruz?
Son zamanlarda "Gerçek Nedir?" sorusuna kafayı takmış bulunuyorum. Gerçek dediğimiz şey somut olan, bilimsel olarak ispatlanmış şeyler olmalı. Fakat biz soyut olan düşünceleri de gerçekmiş gibi algılıyoruz. Örneğin; tanrı kavramı gerçekliği ispatlanmamış bir şey olmasına rağmen buna inanan herkes gerçek olduğunu iddia ediyor. Tam tersine tanrı kavramına inanmayan biri de bunun gerçek olmadığının gerçekliğini iddia ediyor. Acaba kendimize yalan mı söylüyoruz? Neden beynimiz sürekli soyut olan şeylerin gerçek olduğuna dair yargılar üretiyor? Peki bizim gerçeğe olan zaafımız neden bu kadar büyük? İlla bir şeylerin gerçek olması mı gerekiyor? Bende size kendimce gerçek olan ama sizce gerçek olmayabilecek şeyler söyleyeceğim. Çünkü zihnim okuduğum bilgilerin içinden en mantıklısını alıp bana onun gerçek olabileceğini söylüyor. Bunun doğru olup olmaması tamamen sizin zihninizle ilgili.
Soyut olan düşünceler öncelikle gerçek olan şeyler değildir. Biz bu düşünceleri gerçekmiş gibi algılayıp doğru bilgiyi kazandığımızı sanarız. Halbuki doğru bilgi dediğimiz her şey gerçek değildir. Bilimsel yolla ispat ettiğimiz her şey gerçeğe dayalıyken bilimsel yolla ispat edemediğimiz, doğruyu-yanlışı ayırt edemediğimiz düşüncelerimiz vardır. Örneğin, Ben sigara içmenin bana iyi geldiğini söyleyebilirim. Bu benim için doğru olan bir şey olabilir. Fakat bilim der ki sigara sağlıksızdır ve seni daha iyi hissettiremez. Bu doğru bilgidir ve gerçek bilgidir. Zihnim bilimsel olan ne kadar gerçek olursa olsun sigara içmeye devam etmem için aslında yanlış olan bilgiyi doğru olarak sunar. Peki sizce de bu kendimize yalan söylemek değil mi? Günde kaç defa yapıyoruz bunu? Zihnimizin içinde gerçek olabilecek ne kadar şey olabilir? Moralin bozuktur. İçinden hiçbir şey yapmak gelmez. Fakat iştesin, işini yapmak zorundasın. Zihnin seni tembelliğe doğru sürekler. Doğru olan şey o an işini yapmakken sen kendine yalan söyleyip iyi hissetmemeyi mana edip işini aksatmaya çalışırsın. Zihnin seni yine kandırmıştır. Kendi kendine söylediğin yalanlar giderek zihninde "gerçek" olarak kodlanır. Sen farkına bile varmadan robot gibi hayatın boyunca aynı gerçekliği yaşamaya devam edersin, edebilirsin fakat uyanadabilirsin. Çünkü soyut şeyler gerçek değildir. Zihnimizde onları istediğimiz zaman değiştirebiliriz. Tabi bunun da bir sınırı vardır belki. Henüz bende bilemiyorum. Bildiğim tek şey zihnimin içinde doğru dediğim şeylere gerçekmiş gibi körü körüne bağlanmamam gerektiği.. Söylemek istediğim sadece bunlar da değil... Kendimiz dışında gelişen olaylar, insanların davranışları, başkaları hakkında ürettiğimiz yargılar, boş yere zihnimizde yer kaplayan dedikodular, üstümüze yapıştırdığımız maskelerimiz, hissettiğimizi sandığımız duygularımız... Bunların hepsi aslında gerçek olmayabilir. Sen algıladığın kadar değilsin. Sen algını geliştirebildiğin kadarsın ve bu algıyı ne kadar gerçekleştirirsen doğru olan bilgiye de o şekilde ulaşırsın. Çetin hocanın çevirisini yaptığı Yoga Sutralarda şöyle bir yazı vardı. "İki göz verilmiş, emin olmak için iki kere bak. İki kulak verilmiş emin olmak için iki defa duy. Zeka verilmiş, yanılgıya düşmemek için iki defa düşün."
Ne düşünüyorum şu an biliyor musunuz? Biz kendi zihnimizin içine tutsak edilmiş varlıklarız. Yaşamak için sürekli yanılgılar üretip kendi kendimizi kandırıyoruz çünkü işimize öyle geliyor. Kurcalamak istemiyoruz. Bize verilen kısacık hayatı sadece oradan oraya koşuşturmak için yaşıyoruz. Hep daha yükseği hedefliyoruz. Diğer hiçbir şey umurumuzda bile değil. Sen kimsin? Ne istiyorsun? Ne seversin? Ne yapmak istiyorsun? Mutlu musun? Nereye gidiyorsun? Durup bunları düşünmemiz bile bizi kafayı yedirtecek hala getiriyor. Evet sen kendine yalan söylüyorsun. Bende kendime yalan söylüyorum. İyiyim diyorum, iyi değilim... Mutsuzum diyorum mutsuzluğa dair hissettiğim bir şey bile yok. İnsanlar beni sevmiyor diyorum, aslında ben kendimi sevmiyorum. Güzel olduğumu iddia ediyorum, aynaya baktığımda kendimden nefret ediyorum. Ben senden hoşlanmadım diyorum daha bunun sebebini bile bilmiyorum. Aşık olduğum insanı kafamın içinde yaratıyorum sonra karşımdaki insanı niye öyle olmadığı için suçluyorum. İşimi sevmiyorum diyorum gidiyorum yine aynı işi yapıyorum. Senden nefret ediyorum ama senin yanında kendimi daha özgüvenli hissediyorum. Yılandan korkuyorum fakat yılanın bana zarar vermeyeceğini ve neden korktuğuma dair hiçbir fikrim yok. Çocukluğumdan beri salatalık sevmiyorum ama niye sevmiyorum belli değil. Sigara içmeyi çok seviyorum ama bunun zararlı olduğunu biliyorum yine de içiyorum. Bunu daha uzatıp gidebilirim. Kendimi kandırdığım konularda sadece deşifre olmak istemiyorum. Kabullenemediğim şeyleri de hayatıma devam edebilmek için zihnimde bir şeyler uydurup ona inanıyorum mesela. Gerçek olup olmaması umurumda bile değil. O an acımı susturuyor çünkü. Kimse ben yalancı değilim demesin bence. Yalancıyız çünkü yaşıyoruz. Doğru bilgiye, gerçeğe ulaşmak göt istiyor çünkü. Üşeniyoruz. Her zaman kolay olanı seçen bu insan bu yüzden mutsuz işte. Üşenmekten mutsuzuz. Kendimize bakmaya üşenmekten. Yaşamak güzel.. Olsun belki mutlu oluruz!
Yorumlar
Yorum Gönder