İçimdeki Yüz

 İçimizde bir çok yüz barındırdığımız gerçeğiyle yüzleşmeye çağırıyorum sizi. Yüz kafadadır içimizde ne işe yarasın derseniz ki ruhumuzun, bedenimizin, beynimizin oluşturduğu yüzlerden yani giyilen maskelerin içimizde yarattığı o başka başka kişiliklerden bahsediyorum. Bence bir insanın bir çok kişiliği vardır. Bu kişilikler içimizde zaten var olduğu için sadece karşımızdaki insanla olan davranışlarımıza ve onun bize olan davranışına göre ortaya çıkıyor. Biz hem kendimiz gibi olup hem de içimizdeki yüzleri kişiye göre muamele yaparmışçasına ortaya çıkarıyoruz. Mesela beni tanıdığım kişilere sorun herkesten aynı cevaplar aldığınız kadar bir çok farklı cevaplara rastlayabilirsin. Kimi iyi bir arkadaş, kötü bir sevgili, ailesine düşkün, değer yargıları fazla, bencil, iyi niyetli, saf, egosu yüksek, kibirli, sevgisiz, içine kapanık... Bir çok şey duyabilirsiniz hakkımda. Karşımdaki kişiyle ilişkim karşımdaki insana göre farklılaşıyor ve ona göre maskeyi takıyorum içimde. Peki bu beni kendim olmaktan ayrı mı koyar? Tam tersine aslında. Bu beni sadece insan yapar. Bunların hepsini vücudumda da taşıyabilirim, her biri benden birer parça olabilir ve ortaya çıkmak için bazı ilişkilerden geçmem gerekiyordu belki de. Bazen ilişkileri bir hamura benzetiyorum. İçine ne koyarsa iki kişi hamur ona göre şeklini şemalini, tadını alıyor. Üstelik bu sadece ilişkiyi etkilemiyor. İçimizde olanı biteni de etkiliyor. "Çok farklısın, sen böyle değildin, beni anlamıyorsun..." Zaman geçtikçe tabi ki de böyle şeyler olacak çünkü hamurun içine bir sürü malzeme ekliyorsunuz, siz de değişiyorsunuz çünkü bir taraftan kader mi dersiniz evren mi dersiniz o taraf sizi hiç rahat bırakmıyor. Bütün her şey bize doğru yol alırken bu yolda dümdüz yürümek kolay mı sanıyorsunuz? İlişkilerde sorun olmaz hep mutlu oluruz deyip gerçekten mutlu sonlara mi inanıyorsunuz? Bunun olması için önce kendimizi saflaştırmamız gerekiyor. Evet içimizde ki maskeleri reddedemeyiz. Onların varlığını kabul edip neden böyle olduğumuzu irdelememiz gerekiyor. "Ben bu kişiye karşı neden içimde bu maskeye büründüm? Niye içimden bambaşka biri çıkıyormuş gibi hissediyorum? Neden böyleyim? " Özellikle kendinizi saflaştırma yoluna girdiyseniz gözünüz daha da açılır bir hal alıyor. Diyelim ki sen dünyanın en saf insani haline geldin. Yalan söylemiyorsun, iyi bir ahlaka sahipsin, sürekli iyi olanın peşinden gidip, ne aklında ne kalbinde ne de ruhunda kötülük barındırmıyorsun ama karşındaki insan saf değil. Sen ikinizin ilişkisine istediğin malzemeyi at artık o bir kere karman çorman etmiş ilişkiyi zaten. Kendini saflaştırdığın da bu gözüne öyle bir görülecek ki zaten o ilişkiyi hemen terk edeceksin. Böylelikle ilişki zarar görse de aslında olan sana zarar gelmeyecek. İçinde başka bir şey yaşadığını fark edeceksin(yani ben öyle olduğunu düşünüyorum. Bütün bunlardan ibaret olamayız. Bu kadar şey sadece bir illüzyon olmalı. Asıl içimizde saklı olan Öz' e ulaşmayı istiyorum.) İçimde saklanan bir hazine varmış gibi hissediyorum. İçimdeki maskeyi bu yüzden dedim zaten. Dışarıdaki maskeyi atabiliyorsun ama seni sen yapan insan yapan içindeki şeyi atabilmek mümkün değil. Bunun arkasındakini görebilmekte mesele. Belki de bu maskelerin hiçbir önemi yoktur. Bilemeyiz. Bende merak ediyorum neler olacağını. Bir gün Öz' e ulaşabilmeye...

Yorumlar

  1. İnsanların çıkarları vardır; birden fazla yüzleri değil... Gereksinimlerimiz söz konusu olduğunda kelimelerin yerlerini değiştiririz. İlgi, sevgi, cinsellik, haz, tutku, yemek, güç, güven, güvenlik ve maddiyat, nefret, kıskançlık, özenti, bunları görmezden gelemezsin. Yetişkinler tarafından yetiştirilen bizlerin benlikleri yine bizleri yetiştirenler tarafından kendimize yabancılaştırıldı. Ayrıca Oscar Wilde'nin yegâne elzem olan "güzel bedene haz, ruha ise ızdırap gereklidir" sözü ne güzel bir sözdür anlayabilene tabi...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar