Düştüm
Bir gün evden çıkıp her zaman geçtiğim sokaklardan milyonuncu kez yürümeye başlamıştım. Hemen yan tarafımda dengesini kaybeden bir çocuk bisikletle yan devrildi. Yanında gittim ve dizinde sürtülmekten oluşan bir yara olduğunu fark ettim. Her zaman yanımda taşıdığım su, kolonya ve bezle yarasını temizleyip yara bandı yapıştırdım. Henüz 6-7 yaşlarındaydı. Bu çocuk ben onu fark etmesem öylesine tekrardan binip gidecekti çünkü acısını hissetmiyor gibiydi. Onunla biraz konuşup yoluma devam ettim. Bizim evin oralardaki parkın oradaki bankta biraz oturdum ve yine kendi iç sesimle konuşmaya başladım. Düşmek... En son ben ne zaman düşmüştüm?
Bana düşmeyi sorma. Kocaman, camdan hayallerimin üzerine düştüm. Her yanımda cam kırığı vardı. Canımın yangınıyla ağlıyordum acımdan. Ağladıkça daha çok yanıyordu bedenim. Sarsılıp kendime gelmeye çalışıyordum. Yardım istemeye çalıştım ama öyle ıssız bir yerdeyim ki ne kimse görebilir ne duyabilirdi benim sesimi. Ne olacaksa kendim halletmeliydim. Önce gözümle en iyi gördüğüm büyük parçalara giriştim. Büyük parçalar ne kadar acıtsa da tek tek sökmeye çalışıyorum vücudumdan. Nefesim o kadar sık bir haldeydi ki kendi nefesimle boğuluyordum bu sırada. Ellerimin üzeri acıyordu, kendimi de unuttum. Kendimi yitiriyordum. Acı öyle bir sardı ki bedenimi giderek şeytan gibi zihnimi de ele geçirmeye çalışıyordu. Büyük parçalar bir şekilde çıktı ama tuz parça olanlar bedenimden içeri girmişti. Hem göremiyorum hem de her yerden acıyorlardı. Sanki hiç bitmek bilmeyen kırmızı bir boya fışkırıyor her yerimden. Kıpkırmızı olmuştum. O an bir melek olduğumu düşündüm, gökyüzünden düşen. Tanrı tarafından kovulmuş, bütün sevgisi, inançları yerle bir edilmiş bir melek. Cam parçaları bedenimden parçalar alıyordu teker teker. Benim olanı da söküp atıyordu içimden. Haliyle, inançlarımı sorgulamaya başladım. Madem gelmiştim dünyaya bir benim hayallerim mi camdan oluşmuşta en ufak bir şeyde üzerine düşmüştüm? Yoksa herkesin hayali cam gibi miydi? Saydam, ulaşılabilir ama sert. Geleceği gösterebilen bir ayna gibi ve bütün güzelliğiyle hep bana doğru dönük olan. İşte o an anladım acılar içinde bende. Biz yaratmıştık o hayalleri camdan. Yine her zamanki gibi tanrıya atmıştım suçu en ufak bir başarısızlıkta. Hayali öyle bir yaratmıştık ki illa kırılıp batması gerekiyordu bir yerlerimize. Acı çekmeden, o camı parçalanmadan anlayamazdık gerçekten isteyip istemediğimizi. Asıl olan cam değildi bizdik. O vaziyetten nasıl çıkabildiğimizdi. Sorma demiştim işte. Düştüm, haliyle sen de aldın yarayı canımın ta içinden. Biliyorsun, sende unutmaya çalışsan da, düşünmesen, sormasan ne olur sanki? Daha çok hatırlaman lazım bir dahaki düşüşünde daha güçlü kalkman için. Canından can gitti de çektin çıkardın kendini, bizi o kan gölünün içinden. Sezen Aksu' nun bir şarkısı vardı hani " Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin." Geçtin, geçtik ve düştüğümüz yerden kalktık. Çünkü insanız, çünkü böyle yaşamak bize özgü. Hadi kalk artık yerinden ve harekete geç.
İşte şimdi alıyorum yine kendimi bu kalabalıklar içindeki yalnızlığımdan. Dönüyorum eve, aklımda marketten acaba cips alsam mı sorusuyla. Alıyorum tabii. Elimden gelse tuz çukuruna atarım kendimi. Ailem bekliyor, geç kalmadan hayat yoğunluğuna geri dönmeliyim.
Yorumlar
Yorum Gönder