Saçmalamak
Geçtiğinden öptüm
Geçemediğinden geçtim
Geçmektedir dedim belki olduğun yerlerde
Döndüm de döndüm.
Sana ulaşmak için yeni yollar keşfettim.
Fakat
Öğrendim.
Neyi öğrendim biliyor musun?
İnsan kendi karanlığına gömülü kalmış.
Sen kendini bile göremezken karanlığından,
Ben seni çıktığım arayıştan,
Yine yalnız başıma,
Ellerim de saksıda çiçeklerle,
Toprağa dikilmeye hazır kökleri,
Rastgele bir yere diksem de,
Karanlıkta hangi çiçek yeşermiş ki
Biz yeşerelim?
Hani insan sığınır ya hep
Belkilerine
Hani her sevda bir arayış, bir ümitle başlar ya en güzel temennilerle
Ölü birine yaşam getirmek kadar
Saçmalamaktır
Ama saçmalıklar olmasa
Yaşam da anlamsızdır
Yürüdükçe biliriz ancak
Geçtiğimiz her yol bir öncekine göre saçmalıktır.
Sanarız ki biri için ekmeye çalıştığımız çiçekler yerini buluncaya kadar ellerimizde öldüğü için her şeyimizi kaybetmişizdir. Ölen çiçeklerle kendimizi bir tutup, onca yürüdüğümüzü yolu hiçe saymış ve bir bakmışız ki aradığımız insanın karanlığı tarafından esir alınmış ve asla benzemek istediğimiz birine dönüşüvermişizdir. Karanlık olmuş, saçmalıklara karşı kendimizi kapatmış ve üzülmemek için daha da üzülmüşüzdür. Eğer bu arayıştan elleri boş döndüysek asıl saçmalık zaten giderken de ellerimizin boş olduğunu göremeyişimizden değil mi? Zaten sen feda etmedin mi o çiçekleri giderken? Arzuladığın şeyi elinde tuttun diye dolu mu sanmıştın ellerini?
Her arayış bir kaybediş, yeni bir şeylerin doğuşundan gelmez mi? Senin arayışın hiçbir zaman "biri" olmadı ki. Sen öyle sandın. Saçmaladın. İyi ki de saçmaladın. Saçmalamasaydın bu kadar şeyi nasıl bilecek? Nasıl yaşayacaktın?
Yorumlar
Yorum Gönder