Deniz Kızı


Bir varmış bir yokmuş diye başlanır çoğu masallara... Çünkü ne vardır öyle bir şey ne de yoktur diyebiliriz varlığını ispatlayamamış hikayelere. Bende ne vardır böyle bir şey ne de yoktur diyebileceğim sizlere. Bilmeniz gereken tek şey bu hikayeye başlarken ki ben ile bitirirken ki ben aynı kişiler değiliz. Yarım kalmasının nedeni hayat akışında yaşadığım olumsuz olaylardan dolayı bir türlü ağlamaktan devamını getirememdi. Bu hikayeyi başta ilham aldığım deniz kızına sonra deniz kızı olmak zorunda kalmış tüm kadınlarımıza armağan ediyorum. 


Bir varmış bir yokmuş... Deniz kenarında, kulaklarını takmış bir şekilde tek başına oturup yıldızları seyreden, kafasının içindeki gürültüyü gökyüzüne teslim etmeye çalışan biri varmış. Kimsenin anlamayacağını düşündüğü şeyleri, seçtiği yıldızlara anlatıp, eğer yıldız kaymasına denk gelirse anlattığı bütün her şeyin aynı o yıldız gibi yaşamından kaybolup gideceğine inanırmış. Her gün düzenli olarak 2 3 saat sadece deniz kenarında vakit geçirirmiş. Günlerden bir gün kulaklığın bile engelleyemediği çok güçlü bir ses işitmiş. Etrafına bakınmış, denizin içinde hareket eden bir şey olduğunu görmüş. Giderek yaklaşmış ve o gürültünün çok güzel bir ses olduğunu fark etmiş. Sanki o büyülü ses onu oraya doğru çekiyormuş. Yaklaştıkça yüzdüğünü değil boğulduğunu fark etmiş. Herkes kendi işleriyle o kadar meşgulmüş ki kimse onu bir türlü fark edememiş. Hemen o an düşünmeden o tarafa doğru koşmuş ve yüzme bilmediği halde denize atlayıvermiş. Bir de ne görsün.. Upuzun saçları olan dünyalar dünyalar güzeli bir kız... Bütün gücüyle onu denizden çıkarmaya çalışmış ama o ne kadar çabalarsa çabalasın kız ellerinin arasından kayıp kayıp gidiyormuş. En sonunda bütün gücünü toplayıp kızı kucaklamış ve onu kavrayıp kıyıya doğru yüzmüş. Kıyıya çıktıklarında kızın gözleri bir açılıp bir kapanıyor ve anlamsız sözcükleri bir araya getirip bir şeyler söylemeye çalışıyormuş. Kendinde değilmiş ve etrafındakilerden yardım isteyip onu apar topar hastaneye götürmüşler. Sabaha kadar yanından bir an olsun ayrılmamış, uyanmasını beklemiş ve bir an olsun uyumamış. Gözlerini açtığında henüz ne olduğunu anlamakta güçlük çeken kız yanı başında duran kişinin yüzünü anlamlandırmaya çalışmış ama hiçbir şey hatırlamıyormuş. Kafası yerine gelmeye başlayınca en son yapması gereken şeyi hatırlamış ve sonra neden orada olduğunu anlamış çünkü başarısız olmuş. Yanında duran kişiye "Siz kimsiniz," diye sormuş. O da cevap vermiş: "Ben şans eseri seni kurtaran kişiyim." O da sinirli bir sesle " Ben böyle bir şeyi talep ettim mi," demiş. Masalımızın kahramanı bunu duyduğuna üzülmüş ve hiç bir şey diyememiş. Yine de öylece yanı başında kalakalmış. Bir süre sonra kızımız yanı başında duran kişinin rüyasına giren, ona yardım edecek olan kişi olduğunu fark etmiş. Ters davrandığı için özür dilemiş ve onunla konuşmaya başlamış. Zamanın nasıl geçtiğine yada orada öylece ne kadar kaldıklarına dair bir bilgi yok. Hastaneden çıktıktan sonra masalımızın kahramanı onu evine davet etmiş. Kız gülümseyerek memnuniyetle kabul etmiş çünkü şuan için gidecek bir yeri yokmuş ve karşısında duran kişiden öyle etkilenmiş ki ondan ayrılmak istemiyormuş. Bir çok günü dip dibe beraber bir şekilde geçirmişler. 


Masalımızın kahramanı ondan başka bir şey düşünemiyor, sesini her duyduğunda büyüleniyor ve kendini bulutların üzerinde yaşarmış gibi hissediyormuş. Çok güzel bir sesi varmış. Gerçi sadece sesi değilmiş güzel olan... Ona baktığında dünyanın en güzel manzarasını izliyormuşçasına kopamıyor, baktıkça daha çok bakıyor ve ellerini bıraksa kuş olup gidecekmiş gibi hissediyormuş. Yıldızlara ihtiyaç duymuyormuş artık. Ondan başka olan her şeyi elinin tersiyle itmiş ve varını yoğunu sadece onunla zamanla geçirmek için harcamaya başlamış. Bir gün kızda değişikler fark etmeye başlamış. Giderek kendisinden uzaklaşıyor gibiymiş. Yaptığı her şeyi zorla yapıyor hatta yüzüne bile bakmakta güçlük çekiyormuş. O güzel sesi bile giderek kaybolmaya, içine çekilmeye başlamış. Ne olup bittiğini anlayamadığı için kzıın üzerine gitmiş ama ne yapsa nafileymiş. O neşeli, kısık kısık gülen, ona hayranlıkla bakan kız gitmiş artık... Oturmuş ne yapacağını düşünmüş. Ona iyi gelmeye çalışan bir şeyler bulmaya çalışmış, yeri gelmiş onunla beraber susmuş yada onu temelli yalnız bırakmaya çalışmış ama en sonunda canına tek etmiş ve bağırmaya neden böyle olduğuna dair sorular sormaya başmış. Hiç susmamış. Bu zamana kadar içinde ne varsa dökmüş ortaya.. Kızımız da artık daha fazla dayanamayıp anlatmaya başlamış... 


Şimdi sana hiç inanamayacağın şeyler anlatacağım. Senden yapamayacağın şeyler isteyeceğim ve sen beni bırakmak zorunda kalacaksın. Her şey için özür dilerim. Seninleyken çok mutluydum ama burası bana ait değil. Ben burada ne kadar mutlu olsam da kendim olamıyorum. Eksiğim. Seninle tanıştığımda olduğum yere dönmeye çalışıyordum. Rüyalarım beni sana doğru yönlendirdi ama seni bulamadığım için artık dayanamayıp kendimi suya attım, en güçlü sesimle yardım çağrısı diledim. Belki de sen olmasaydın gerçekten ölecektim yada ölmeye yaklaştığım için seni buldum bilmiyorum. Ben buradan değilim. Sizi gibi değilim ama küçüklüğümden beri burada yaşamak zorundayım. Yaşadığım yerden uzak diyarlara gönderdiler beni. Ben bir deniz kızıyım. Başka bir gezegenden geliyorum. Buranın çok uzağından... Biliyorum, inanması güç ama böyle. Buraya geldiğimde kuyruğum yok bir şekilde uyandım. Neden yada nasıl geldiğime dair hiçbir fikrim yok. Sanki kuyruğumla beraber bütün anılarımı da almışlar götürmüşler benden. Buraya uzun yıllar uyum sağlamaya çalıştım. Size benzemeye, sizden biri olmaya, yaşamaya çabaladım ama artık dayanamıyorum. Her geçen gün sanki benliğimden bir şey kopuyormuş gibi hissediyorum.  Seni bulma amacım bile buradan gitmekti. Şimdi senden bana yardım etmeni istiyorum. Beni bir kez daha kurtarmanı istiyorum. Beni bırakmanı istiyorum. Denizin tam ortasına beraber gideceğiz ve beni aşağı sen atacaksın. Bir daha asla görüşemeyeceğiz. Çünkü ne sen deniz kızı olabilirsin ne de ben bu kadar acının içinde insan olarak kalabilirim. Seni seviyorum ama olmam gereken kişi olmadan mutlu olmam da mutlu etmem de imkansız... Bana bu iyiliği yapabilecek misin? Gitmeme izin verecek misin? 


Masalımızın kahramanı anlattığı şeyleri anlamaya çalışsa da kafası durmuş. Tek bildiği şey onun gitmesine izin vermemekmiş. Bir de onu kurtardığı denize geri atmasını istiyormuş. Çünkü bu fedakarlığı yaptığı zaman ancak gideceği yere ulaşacakmış. Kendini kullanılmış hissetmiş, sinirlenmiş, bağırmış, çağırmış onu çok sevdiğini söylemiş. Ona istediği her şeyi verebilirmiş ama istediği şey... Ondan bir dakika bile uzak kalsa özleyen insandan onu özgür bırakmasını istiyormuş. Her şeyi iste, kendi canım dahil ama benden bunu isteme demiş. Konuşmaktan, dil dökmekten hali kalmayınca öylece susmuş ve kalakalmış. Deniz kızını mutsuz bir halde görünce onu bırakmaktan başka çaresi olmadığını anlamış. Kabul etmiş. Sevdiğini kendi elleriyle, bir daha hiç görmeyeceği bir yere göndermeye... Beraber kayığa binip denizin orta yerine doğru gelmişler ve deniz kızı onu çok sevdiğini ama ne yaparsa yapsın burada onu mutlu edemeyeceğini söylemiş. Masalımızın kahramanı ona son bir kez sarılıp, gözlerinin içine son bir kez bakmış ve onu çok sevdiğini söylemiş ağlayarak.. Son kez gitme demiş. Yalvarmış ama deniz kızı öyle dimdik duruyormuş ki daha fazla dayanamamış ve onu istediği gibi buz gibi suyun içine atıvermiş. Deniz kızı gözden kaybolmuş. Masalımızın kahramanı da yıldızlarına geri dönmüş ve bu masalda burada bitmemiş. Çünkü masalımızın kahramanın sevgiye dair öğreneceği daha çok şey varmış. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar