İlerleyememek
Her insanın bir durma noktası vardır diye düşünüyorum. Ben nereye gidiyorum ya dediğimiz... Bende çok uzun zaman önce durdum. Sanki biraz daha ilerlersem yaşadığım farkındalıklar beni insanlardan daha çok uzaklaştıracakmış gibi hissediyordum. Aslında hala öyle hissediyorum. Ne yalan söyleyim ben insanları seven biri değilim. Belki bunda asosyal olmamın da etkisi vardır ama ben daha çok enerjileri çektiğimi düşünüyorum. Birinin karşımda şikayet etmesi beni çok yoran bir davranıştır mesela ve ben o insandan uzaklaşırım. Bilmiyorum aslında. Duygusal olarak bizi iten insanlardan uzaklaşmamız yada insanlarla pek muhatap olmak istememiz sevmediğimizden mi? Belki bu da benim kendimi koruma yöntemimdir. Onlara karşı nefret beslememek için çok çok az insanla konuşuyorum ama bu seferde hayatımda olan insanlara aşırı bir bağlanma gösteriyorum. Travmalar bilmem ne artık bunların üstüne gidip doğru cevabı ine ine bulmaya çalışmak istemiyorum çünkü ne kadar dibe dalarsam dalayım oralar çok karanlık. Ama göremedikçe cevabı bulamıyorum ve sürekli aynı şeylerden sınanıyorum. Belki de yanlış sorular soruyorumdur. Sormam gereken soruyu bulamadığım için cevabı da yoktur içimde. Bir şeyler olmuyor anlıyor musunuz?
Kayboldum. Nerede kaldığımı bile bilmiyorum çünkü vardığım yerden de uzaklaştım artık. Yeni bir rota oluşturup o yoldan devam etsem hatırlayacağım belki ama içimde bunun gücünü bulamıyorum. Fakat artık bu yola çıktım. Geri dönmek imkansız çünkü yaşadım, gördüm ve biliyorum artık arkama bakmamı gerektirecek geride hiçbir şey kalmadı. Çok korkuyorum. Evet ben kendime ulaşmaktan çok korkuyorum. Orada neler göreceğimi bilmediğim için değişmekten korkuyorum. Olamamaktan korkuyorum. Her şeyin bir hiç olacağından çok korkuyorum. İlerleyebilmek için bütün adımları atıyorum ama geri de durmuyorum. Ama yol gitmiyor sanki. Aynı yerimde sayıyorum. Ruhsal olarak kendimi kurtarmadığım sürece de böyle giderse hep yerimde sayacağım. Artık bir karar vermem gerekiyor. Ya ileri doğru gitmek için yoga pratiklerime devam edicem yada hayatımı böyle hiç sevmediğim insanlar gibi şikayet ederek geçireceğim. Evet bu ara bende her şeyden şikayet etmeye başladım. Zaten sevmememizin nedeni de buymuş ya. Karanlık yönlerimizi görüyormuşuz. Zaten kendime katlanabilseydim o yönlerimi de kabul ederdim. Kabul etmem lazım.
Mükemmel olma safsatasından da kendimi kurtarmam lazım. Mükemmel değilsin Melis. Yada biri sen kendini baskılayarak öyle olmaya çalışıyorsun diye hayatındaki insanlarda öyle olmak zorunda değil. Hayat hep hareket halinde, sende öylesin, başkası da öyle. Sürekli her şeyi ben biliyorum tavrında rahatsız edici. Biliyorsun, okudun yoga sutralarda ne diyordu. Zihnin seni kandırıyor. Gerçek olmayan bilgiyi gerçekmiş gibi üretip sana sunuyor ve sende inanıyorsun çünkü bilinmezlikten o kadar korkuyorsun ki orayı hemen başka bir şeyle doldurman gerekiyor. İlerleyememen deki en büyük nedenlerden biri de bu. Düşüncelerin.. Çok düşünüyorsun Melis. Gerçeklerle değil zihninin ürettikleriyle ilgileniyorsun. Çünkü Allah ın cezası hiç susmuyor. Farkındayım biliyorum ama pratik dediğimiz şey farkına varmakla başlamıyor mu? Öne farkına varacaksın ki pratik yapa yapa kendini geliştireceksin. Sen istiyorsun ki her şey bir anda olsun. Olmuyor işte bak tıkandın, gidemiyorsun. Sürekli düşünceler, düşünceler.. Boğazında bir el varsa o da senin elin. Kendini boğuyorsun. Şimdi ilerleyemediğin için kendini suçluyorsun. Suçlama. Bazen olmaz, gidemezsin. Farkına vardın artık. Bir şeyler yapabilirsin. Yeter ki bir şeyler yap.. Yeterince durdun. Alman gereken her şeyi aldın. Şimdi alacaksın eline feneri yürüyeceksin. Korkularına rağmen... Çünkü hala korkabiliyorsan, hayattasındır demektir.
Yorumlar
Yorum Gönder