Kendime Düşünceler
Hayatımdan bir insan çıkarırken bin kere düşünüyorum. Çünkü benim hayatımdan çıkmakta kolay bir şey değil. Sevdiğim zaman yıllarca konuşmasam bile hep bı açık kapım vardır. Bunun da nedeni artık ayrı ayrı hikayeler yaşamamız. Galiba benim hayatımdan çıkmanın koşulu bir değil iki değil uç değil arka arkaya uyarmama rağmen aynı şeylerin tekrarlanması. Bir yerden sonra bana zarar vermeye başladigini geçte olsa fark ediyorum. İçimde bı uyanış yaşıyorum. Artık ona baktığım,içinde kendimi gördüğüm gozlugumu çıkarıp sadece ona bakmaya başlıyorum. Ben neden bu insanla iletişim halindeyim? Bana neden zarar verdiğini hissediyorum? Onunlayken kendimi nasıl hissediyorum? Bana olan davranişlari nazik mi yoksa bencilce mi? Sevgi dilimiz ortak mı? Duygusal olarak aynı şeyleri hissediyor muyuz? Benim onda çekici kıldığım, hayatımda tutmak istediğim şey ne? Mutlu bir insan mı? Beni aşağı mı çekiyor, stabil mi tutuyor yoksa enerji mi mi yükseltiyor? Kendini umursuyor mu? Çünkü kendini umursamayan ne yaşadığını farkında olmayan insanlardan kendi yaşadığım farkindaliklar beni kendimden uzaklaştırıyor. Hayatında önem verdiği şeyler neler? Aslında daha bir çok soru var ama şuan aklıma gelenler ve en önemlileri bunlar galiba. Ben bu soruları bütün ilişkilerimde kendi kafamın içinde cevaplıyorum. Arkadaslarimda, ailemde, is iliskilerimde vs.. Ben bunlara göre kişilere sınırlarımı belirliyorum. Bunu koruyucu bir kalkan olarak düşünebiliriz. Ama benimde hata yaptigim zamanlar oluyor. Özür dileyerek, insan seçtiğim için çok fazla yalnız kalıyorum. Kafa dengi birilerini bulmak sanki bu zamanlarda biraz daha zorlaştı. Herkesle her şeyi konusamıyorsun. Konuşsan da ya sana mal gibi bakıyorlar yada sen o an ortama ayak uyduramıyorsun. Ör; işten çıkıyosun herkes iş konuşuyor. Bizim sektörde bu şöyle gelişiyor: Ne kadar bahşiş aldın? Misafirler şöyle böyle, kendi arkadaslari hakkında dedikodular, para mevzuları, yine yine para mevzuları. Odaya geliyorsun ordada devam ediyor. Nasılsın iyi misin yok hep bir anlatma, dertler tasalar, herkes mutsuz per perişan falan. Bana gelince de sen neden böylesin? Mutsuz musun? Derin bir yaran mı var? Mutsuz değilim ama siz o kadar mutsuzsunuz ki o kadar enerjimi emen bir yerdeyim ki Allah kahretsin ki yerlerdeyim diye bağırmak istiyorum. Ama tek söyledığim şey ben hep böyleydim oluyor. Konuşmak istediğim şeyler bunlar değil diyemiyorum, burda olmak beni çok yoruyor diyemiyorum, gerçekten tek amacınız bunlar mi diyemiyorum, neden kendi yaralarinizi bende görüyorsunuz diyemiyorum.. Demek istemiyorum çünkü çok yoruldum. İnsanları sevmeye çalışmak ne yorucu bir şeymiş ya. Sosyal anksiyeteyi yeneceğim diye çıktığım bu yolda nelere maruz kaldım böyle.. Tabii içlerinde çok iyi insanlar tanımadım değil. Hayatıma almak istediğim insanlar oldu ama hikayelerimiz erken sona erdi. Yine de onlara daima kapım açık kalıcaktır.
Neyse, günlerden bir gün yakınıma aldığım bir insandan ruhum uzaklaşmak istedi. Nedenini bilemiyordum baştan ama bu sorduğum soruları tek tek içimde cevapladım. Ve yalnız kalmamak için beni kullandığını fark ettim. Benim iyi olup olmadığımın umrunda olmayışı, ince davranışlarıma bir karşılık bulamadığım, çok üzgün olduğum zamanlar yalnız bırakıldığım, tek önemsediğinin kendi mutluluğu olduğunu geçte olsa fark ettim. Canım yandı mı evet yandı. Hayatımdan bir şeyler eksildi mi evet eksildi. Ama bende sırf yalnız kalmamak için kötünün iyisine sarılıp hayatta kalmaya çalışacak bir insan değilim. Zaten düşük olan enerjim temelli diplere doğru indi çünkü. Konuştuğu tek konu başkalarının hayatı olan biriyle arkadaşlık sürdürdüm ben. Ve şimdi acaba benim hakkımda neler konuşuyor diye düşünüyorum. Belki bunları böyle söylemem kötü yanı bilemiyorum. İyiyken iyiydi de kötülüğünü fark edince mi kötü oldu insan diyebilirsiniz yada belki bunları söylemekte beni kötü bir insan yapabilir ama ne önemi var ki ? Kötü insan olduğunu söylemiyorum yine de ama bana kötü gelen bir insan. Ve ben bunu daha önceleri de yapmıştım. Siz aniden hayatımdan cikardigimi zannediyorsunuz bense büyük zamanlar diliminde sizi gözlemliyorum. İşim bu benim bir kere.Garsonluğum gereği insanları gozlemlemekle geçiyor hayatım. Velhasıl işte çok zor oluyor bazı şeyler ama bı şekilde başarmaya çalışıyorum kendimi seçmeyi Bende böyle seçebiliyorum kendimi. Zorla iktire kaktıra. İlla hayat bana tek seçenek olarak sunacak kendini seçmeyi. Şu soruyu da sordum kendime. Beni üzen şey yalnız kalmak mı yoksa hayatımdan gerçekten değer verdiğim bir insanı cikardigim için mi üzülüyorum diye. Yalnız kalmak beni üzmüyor galiba eskisi gibi. Değer duygum yitip gidiyor sadece. Artık kime neyi vereceğimi bilemiyorum. Yada vermeyi değil de vermemeyi mi ögrenmeye başlamalıyım artık? Çetin hoca cinliyo sonra kulaklarım içinde. Uzulmeyecegin kadarını ver.. Tabi bunu ne kadar basarabilirsek işte.. Sevgiler
Yorumlar
Yorum Gönder